İdris Kartal yazdı; "Kızıl Veba", günümüzü anlatan bir gelecek zaman kurgusu...

İdris Kartal yazdı; "Kızıl Veba", günümüzü anlatan bir gelecek zaman kurgusu...

Amerika'yı bu "kurtarıcılıktan"(!) kim kurtaracak?

"Kızıl Veba", günümüzü anlatan bir gelecek zaman kurgusu...

Amerikalı yazar Jack London, 1910'lu yıllardan 2010'lu ve hatta daha ileri zamanlara bakıyor. Bunu yaparken her şeyi doğru tahmin etmiş diyemeyiz ancak yaklaştığı birçok şey var. Günümüzden onlarca yıl sonra geçen kurguda Profesör James Howard Smith, -kitapta kullanıldığı adıyla Granser-  torunlarına 2010'lu yılları yani kitaba göre 60 yıl öncesini anlatıyor. Jack London'ın günümüz hayalini yüz yıl öncesinden okumak benzer eserlerden biraz daha farklı. Çünkü yazar, konuyu çok uzatmadan anlatmış ve okuyucuyu tahminleriyle sıkmamış. Diğerlerinde olduğu gibi uçan arabalar, hava trafiği var ama o kadar. Kitabın sonunda bulunan notlar kısmında London'ın tahminleriyle günümüzün ne kadar örtüştüğüne yönelik bir çalışma da var. Diğer baskılarda bu var mıdır bilemiyorum ancak İş Bankası Kültür Yayınları'nda var.

Adı Veba ve Kısa Sürede Öldürüyor

İhtiyar Granser, kızıl vebanın ya da kitapta kullanıldığı şekliyle “kızıl ölüm"ün ilk olarak 2013 yılında görülmeye başladığını söylüyor ve her şeyi altüst eden bu salgının nüfusu bir anda erittiğini belirtiyor. Her ne kadar kitabın sonundaki notlar kısmında kabul edilmese de (esinlendiği bir salgın yok deniliyor) London'ın çıkış noktası belli ki on dördüncü yüzyılda görülen kara veba. Oradan aldığı ilhamla bu satırları kaleme aldığından şüphe yok. Ancak tekniğin, teknolojinin ve tıbbın günbegün ilerlediği dünyada ileriki bir zaman için öldürücü bir hastalık öngörmek başarı sayılabilir. (Bununla ilgili farklı açıdan yapılmış bir izahı ilerleyen satırlarda bulabilirsiniz.) Bu hastalığın adı da veba olduğundan kısa sürede görülen ölümler, nüfusun hızlı bir biçimde azalması, insanların birbirlerinden kaçması, yağma, talan tümüyle geçmişten alıntı. Fakat Orhan Pamuk'un günümüzden "kopya çekip" geçmişi anlattığı "Veba Geceleri"nden daha iyi bir kurgu ve daha özgün bir eser olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kininizi Diri Tutun

Kızıl Veba, aynı zamanda geriye dönüşün anlatıldığı bir kurgu. İnsanlığın en ileri tekniklerden yeniden yabani hayata döndüğü bir zamanı anlatıyor. Dönüşle beraber bedeni başta olmak üzere her şeyini dünyada bırakıp giden insanların yanında eski konumunu kaybeden insanlara da örnekler veriliyor. Granser da bunlardan biri ama Şoför lakaplı Bill isimli adamın eline düşen zamanın sayılı zenginlerinden Vesta Van Warden adlı kadının durumu çok daha vahim. Kitabın belki de en heyecanlı ve beklenti uyandıran bölümü burası. Adamın elinden kurtulmak için Granser'dan yardım isteyen Vesta'nın bu isteği karşılık bulacak, adamın ettiği eziyetlerin cezası olacak mıydı? Okuyucu kinini diri tutup merakla okumaya devam etmeli.

Profesörün Misyonu Ağır

İnsanlığın yok olduğu, her şeyin başa döndüğü, felaketten sayılı kişinin kurtulduğu bir dünyanın yeniden inşa edilme çabası ve önceki zamanları görmemiş insanların yokluğu… Granser dışında o dönemden sağ kalan kimsenin olmayışı profesör özelliklerini yitirmiş bu ihtiyara çok önemli bir misyon yüklüyordu. Sıfırdan başlamış insanlığı yeniden teknolojiyi kullanan, onu kendine köle eden yapıya büründürebilirdi. Ancak elinde hiçbir şey yoktu. Geçmişe dair ne varsa yok olmuş, bilenler ölmüş, sağ kalan kendisi de ya bilmiyor ya bildiğini bilmiyor ya da bildiğini unutmuş durumda idi. Bu şartlar altında insanlığın bu yabani hayattan kurtulması söz konusu olamazdı. Az sayıdaki erkeğin buldukları kadınlarla evlenmesinden ortaya çıkan nüfus gerekli gelişimi sağlayabilecek düzeyde değildi. Eğitim, üretim, ticaret ve para aklınıza her ne geliyorsa hiçbir şey yok. Sadece hayatta kalma dürtüsü ile vizyonu sıfırlanmış insanlık var. Jack London’ın çizdiği bu düzen şüphesiz ki yaşadığı dönemde gördüklerinin ötesine geçemeyecek düzeyde. Yani uyduları, interneti, etkin haberleşmeyi gören gözün bunların tamamen yok olduğu bir dünyayı hayal edebilmesi güç. Bunların sadece salgınla yok olacağını düşünmek ancak az önce bahsi geçen ilerlemeleri görmeyenler için geçerli. Her şeye rağmen Kızıl Veba’nın iyi bir kurgu olduğunu düşünebiliriz.

“Dünyayı Amerika Kurtaracak”

Salgının etkilerinin tüm dünyada görüldüğü bir gerçek ancak haberleşme sisteminin tamamen yok olmasıyla Amerika dışında –o da yakın çevre- nerede ne oluyor kimse bilmiyor. Bizim de elimiz kolumuz bağlı çünkü Jack London, Profesör Smith’e bildirmeyince biz de bir şey öğrenemiyoruz. Rahatsız edici olan ise seneler geçse de Amerika’nınkurtarıcılığı”nın değişmemesi. Uzaylı saldırılarının, en büyük fay kırıklarının, hortumların, sellerin, başkanlık binasının hedef olmasının ve aklınıza gelen gelmeyen tüm afetlerin Amerika’da olması ve kurtarıcının yine bir Amerikalı olması artık şaşırtmıyor. Bu açıdan milyonlardan kalan sayılı insanın dünyayı eski haline getirme çabasının yine bu ülke sınırları içinde yaşayan birilerince gerçekleştirileceğine dair verilen umut da bu “propaganda”nın bir parçası olsa gerek.

İdris Kartal / Parantez haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.