Dr. Huriye Tezgelen: "Siz hepimizden iyi biliyordunuz, neden insanları uyarmadınız, şimdi niye konuşuyorsunuz!"

Dr. Huriye Tezgelen: "Siz hepimizden iyi biliyordunuz, neden insanları uyarmadınız, şimdi niye konuşuyorsunuz!"

"Kutuplaşalım mı, kutuplaşmayalım mı?.."

Haberin Doğrusu sitesi yazarlarından Dr. Huriye Tezgelen ile gündeme dair konuştuk…

whatsapp-image-2021-08-03-at-19-16-03-1kkk.jpeg

(Dr. Huriye Tezgelen ve Şükrü Sak)

-II- Bölüm

 “Sosyal medya yalanlarının toplumu ciddi anlamda manipüle ettiği de bir gerçek…”

-İnsanların gerçek gündemi ve sosyal medya yalanları…

Dr. Huriye Tezgelen: -Gerçek insanların gündemi, sosyal medyadakinden çok farklı. Ama sosyal medya yalanlarının toplumu ciddi anlamda manipüle ettiği de bir gerçek. Bu yasal düzenleme yapılmadığı sürece, bu yalanlar, algı operasyonları devam edecek. Bunun önüne geçilmediği sürece de,

-Yalanlar toplumun moralini bozmaya devam edecek.

Dr. Huriye Tezgelen: -Aynen öyle… Zaten sosyal medyada şöyle bir durumumuz var; biz oraya iki sıfır geriden giriyoruz.

-Bunu bir kenara koyalım. Bir de şu açıdan değerlendirmeye çalışalım; Tamam bir takım tedbirler alınır, yasaklar konulur ve bir takım şeyler önlenir. En azından yalan söyleyen, iftira atan, manipülasyon yapan, siyasi-politik amaçlarla, FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerinin amaçlarına hizmet eden yayınlar bir şekilde engellenir. Fakat mevzu sadece de bununla sınırlı değil. Bir de işin psikolojik boyutu var. Düşünce boyutu var. Yaşam tarzı boyutu var değil mi? Şimdi iktidar 2016’da, 15 Temmuz işgal girişimini bastırdıktan sonra, bu darbe girişiminin üzerinden bugün itibariyle 5 yıl geçti. 5 yıl gibi kısa bir zaman sonra, tekrar bu durumda olmamalıydı değil mi?

“FETÖ’yü kullanan aklı unutuyoruz…”

Dr. Huriye Tezgelen: -Orda da şimdi şöyle bir sıkıntı var. Beklentilerimiz elbette hızlıca her şeyin çözülmesi ve normale dönmek. Ama unuttuğumuz bir nokta var; biz sadece olayın FETÖ boyutunu görüyoruz. Yani biz olayın, “terör-terörist” boyutunu görüyoruz. Yani işte ne oldu, bir yapı geldi, insanları aldattı, ellerinden paralarını aldı, sonra geldi devleti ele geçirmeye çalıştı. O (FETÖ) sadece bir aparat. Evet, oldukça zeki, psikopat bir emekli vaizin peşine düşmüş insanlar ve “ezoterik” bir örgüt her şeyden önce. Bunun peşine düşmüş bir yığın ama, o yığının arkasındaki “aklı” unutuyoruz. İnce ince, sinsi bir şekilde 40 yıldan fazla örülmüş, kendini çok iyi gizleyen, hücre yapılarına bölünmüş, onay verilmeden birbirini tanımayan adamlardan, bir yapıdan bahsediyoruz. Hangi hücre hangi durumda uyandırılır? Düşünün, bir adam 10 yıl boyunca “Kemalist taklidi” yapabiliyor. Böyle şizofrenik, çift karakterli –hatta çok karakterli- bir yapı ile karşı karşıyayız, bunlarla uğraşıyoruz. Bunu hiçbir devlet 5 yılda çözemez. Yani öyle bir hale gelir ki, FETÖ’yü soruşturan yargı mensubu, soruşturma görevi verdiğiniz emniyet mensubu da “gizli bir FETÖ’cü” çıkabiliyor. Bu yüzden, halkın beklentisi normal. Ama bugüne kadar –bu zorluklardan dolayı- temizlenememiş olması da normal.

-Şu yönde yapılan eleştiriler var, yapılan onca mücadeleye rağmen, zaman zaman FETÖ zanlılarına -yapılan bazı yanlışlar ve haksızlıklar yüzünden- yeniden “mağdur rolüne” bürünüyor ve buna da toplumun bir kesimini “ikna” ediyor. Bu duruma yapılan bazı yanlışlıklar da yol açıyor sanıyorum?

Dr. Huriye Tezgelen: -Bu da, “tanımlanamaz bir yapının” olması, bu tür durumlara yol açıyor. Şimdi, -atıyorum- adam askeriyede general, adamın FETÖ yapısındaki amiri –üst konumda olan- kişi, bilmem nerenin çaycısı… Şimdi böyle bir yapıyı hakkaniyetle çözmek çok zor bir iş. Şimdi benim en çok dikkatimi çeken bir husus; 15-16 Temmuz sonrası yargıda işlemler başlayınca benim aklıma şu geldi; Dedim ki, “Bu şeytanın ikinci bir planı var, muhtemelen ilk olarak kendi elamanlarına aslında, şöyle ya da böyle FETÖ’ye bir şekilde bulaşmış ama FETÖ’cü olmayan insanları ihbar ettirecek”. Bir can yakma… Ve yapıldı bu.

-İşte malum, “Bylock” olayında 11 bin kişiye kasıtlı olarak, Bylock yüklenmiş. Kendileri hileli bir uygulama ile yüklemişler.

Dr. Huriye Tezgelen: -Evet kendileri yüklemişler. Yani bu tarz şeyler oldu. Olmaya da devam edecek. Çünkü uğraştığımız akıl, bu sapık vaizin kendi aklı değil. Zaten 1960’lardan beri istihbarat ile büyütülmüş, istihbarat ile yetiştirilmiş, her türlü şeytanlığı yapabilecek kapasitede bir örgüt. Ve etrafına da bütün şeytanları toplamış bir örgüt. Kimi bıraktı? Tabiri caizse, “mayın eşekleri” kaldı ülkede. O mayın eşeklerinin de en önemlisi o eli silah tutan üniformalı grup. Belki de en salak grup onlardı. E işte onlar ömür boyu beklesinler içerde, “Hocafendi” gelip donunu koklatacak mı onlara…

“Laiklik adına her şeyine müdahale edilen bir halk…”

-Bunlara alan açmada muhalefetin de büyük rolü var?

Dr. Huriye Tezgelen: -Zaten, FETÖ’yü vücuda getiren muhalefet. FETÖ’yü besleyip büyüten… Sen, -Türkiye, dünyadaki 17 laik ülkeden biri- laikliğin, 11 yıl önceki Tunus kadar katı uygulanmaya çalışıldığı katı laik sistemle her farklı görüşün sindirildiği bir ülkede, kılığından kıyafetinden, ağzından çıkacak kelimeden başka her şeyine müdahale edilen bir halk, halka nefes aldırmayan bir yapı…

“Din merdiven altına itilince…”

Bu şartlarda din merdiven altına itilince, başka ülkelerin istihbaratlarıyla büyütülen, vücuda getirilen bir FETÖ… Bütün bunları kim buluşturmuş? FETÖ’yü, Kasım Gülek’i, sosyalistleri, marksizmivesair… 1960 darbesi! 1960 yılı bütün bu kötülüklerin başlama yılı. Ordan itibaren, büyüye büyüye, kollana kollana gelmiş bir FETÖ

“Kutuplaşalım mı, kutuplaşmayalım mı?..”

-Bir de “kutuplaşma” mevzuunu konuşalım. Bu konu da çok konuşuluyor, tartışılıyor, sosyal medyada gündeme geliyor…

Dr. Huriye Tezgelen: Dünyanın en aptal söylemi bu! Yani, “kutuplaşma” ne demekya? Şu mu; yani adam eski ceberut devlet alışkanlıklarını aynen geri getirmek isteyip, 7/24 her şeyime hakaret edecek, ben de ona; “Eyvallah kardeşim, güzel söyledin” mi diyeceğim!

“İstiklal Mahkemeleri’ni tekrar kurup sallandırmakla tehdit ediyor”

Adam beni İstiklal Mahkemelerini tekrar kurup sallandırmakla tehdit ediyor! E kusura bakmasın ben onunla sonuna kadar kutuplaşırım… Bu “kutuplaşma” değil, bu insanların, aslında, serbest, bir baskı olmadan düşünmeye başlaması ve kendini nerde konumlandırdığıyla ilgili. Arkadaş ben tekrar, Amerika sultasında, mandacı, Amerika gölgesinde, başkalarının fonladığı medya ile aptal durumuna düşmek istemiyorum. Bana tekrar Uğur Dündar gibi bir adam “gazeteci” diye yutturulsun istemiyorum. Bu kutuplamaksa, ben kutuplaşmaya razıyım.

“Demokrasi görgüsüzlüğü…”

-Ben kendi değerlerim doğrultusunda tercihler yapamayacak mıyım? Kendi inancım doğrultusunda konuşamayacak mıyım?

Dr. Huriye Tezgelen:  Kafasında örtü olan yobaz, onu yapan yobaz, bunu yapan yobaz… Sen? Sen yobazın dikalasısın!Farklı olan hiçbir şeye tahammülün yok! Ama son 20 yılda, devletin sana sağladığı bütün gelişme, zenginleşme, teknoloji hertürlü imkanı kullanarak, devletin sana ikram ettiği demokrasiyi alıp, demokrasi görgüsüzlüğü yaparak bana ağzına geleni söylüyorsun ve bu “benim hakkım, fikrim” diyorsun. Benim cevabım da, şey oluyor, “kutuplaştık…”

-Aslında bir bakıma, “kutuplaşmayı” dayatanlar ve bunu zorlayanlar, “kutuplaştırıyorsunuz” suçlamasında bulunanlar?

Dr. Huriye Tezgelen: -Evet, aynen öyle! Zaten, kutuplaştıran, dayatan, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen, insanlara inançları üzerinden baskı kuran katı laik sisteme dönüş istiyorlar. Bu yüzden Tunus’daki Anayasa darbesine çok sevindiler. İfade, ibadet, düşünce, günlük yaşam… Her konuda seni baskı altında tutan bir ucube sistemi savunan adamlar, bize “kutuplaştırıyorsunuz” diyor. Dalga geçiyorlar her halde!

-Gelelim şu Pandemi sürecine… Bu süreçte yaşadığımız onca garabet, saçma sapan kurallar, yasaklar, dayatmalar… Şunu soracağım, bu pandemi başlangıcında çok ciddi bir korku pompalandı. Büyük bir korku dalgası yayıldı. Aslında kitleler korktuğunda ve paniklediğinde, devletler bunu sakinleştirmeye çalışırdı. Ama burada tersi oldu, bizzat devletler medya eliyle büyük bir korku dalgası yaydılar. Şu an geldiğimiz süreç itibariyle de, saçmalık boyutu o kadar ileri gitti ki, adeta “pandemi üzerinden bir ayrıştırma” zorlanıyor. Yani işte, maske takanlar-takmayanlar, aşı olanlar-olmayanlar, PCR testi yaptıranlar-yaptırmayanlar vesair… Yani pandemi ekseninde, tüm dünyda bir zorla “ayrıştırma” süreci dayatılıyor sanki?

Dr. Huriye Tezgelen: -Bütün dünyada böyle… Bütün devletler vatandaşlarını, maske takan-takmayan, test yaptıran-yaptırmayan, aşı olmak isteyen-istemeyen şeklinde ayrıştırıyor. Bu o kadar büyük, global bir maşa ki, önünde tek başına bir devletin özgürce kararlar alması mümkün değil.

-İnsanlar bir takım özgürlükleri kazanmak için çok büyük bedeller ödedi. Fakat bu kısa süreçte, yıllar süren mücadelelerle kazanılmış özgürlükler bir anda ellerinden alınıverdi. –Çünkü malûm, sağlık çok önemli bir konu ya- “sağlık” dediğinizde akan sular duruyor. Normalde, siyasi nedenlerle hiçbir şekilde kısıtlanamayacak özgürlüklerin “sağlık” gerekçesiyle bir anda peş peşe devreye sokulduğunu gördük.

“Dördüncüde doğru(!) silahı buldular…”

Dr. Huriye Tezgelen: -Ve insanlar bunu talep ediyor işin tuhaf tarafı… Şimdi hep isyan edenleri sosyal medyadan görüyoruz ama. Yakın zamanda alışveriş merkezinde başıma geldi. Kadınla aramızda 3 metre mesafe var, bir adım attım diye kadın şirretlik yapıp kavga çıkardı. Sosyal mesafeyi kısaltıyorsunuz diye.

-İnsanlar paranoyaklaştırıldı

Dr. Huriye Tezgelen: -Paranoyaklaştırıldı…

-Ben de kaç defa maske yüzünde kavga ettim, “Lan sana ne!”…Takdın, takmadın… Sana ne!

Dr. Huriye Tezgelen: Çok büyük, global bir şey bu!

-Burada büyük bir ayrıştırma var yani… Aşı karşıtı, aşı taraftarı, maske karşıtı, maske taraftarı, yok bilmem ne… Sadece böyle birkaç şey değil ki, bir sürü var… İşte yasaklar, kısıtlamalar, kapanmalar, açılmalar… İşte PCR testi üzerinden bile, toplumu bırakalım bir yana, tıp camiasında bir ayrışma var. Bir çok ülkede bir çok tıb adamları farklı şeyler söylüyorlar.

Dr. Huriye Tezgelen: -Hepsi birbirine girdi…

-Bunun bu kadar “göreceli” hale gelmesi mantıklı bir şey mi?

Dr. Huriye Tezgelen: -Şimdiden konuşmak için erken. AIDS de dahil hiçbir şey için bu kadar kıyamet koparılmadı. Eğer bu virüs bir laboratuar üretimi ise bile, en etkili yöntemi buldular. Ki doğal virüs olması çok imkansız görünüyor. Aynı koronavirüs üzerinden, işte SARS, MERS,

-İşte Domuz gribi, Kuş gribi…

Dr. Huriye Tezgelen: Yok, onlardan ayrı bu! Ama korona ailesinden, bu üçüncü, dördüncü deneme… Dördüncüde doğru silahı buldular. Kim piyasaya sürdü, kimin bu şeytanlıkta parmağı var bilmiyorum.

-Batı da şu konuşuluyor, hem entelektüel çevrelerde, hem tıp camiasında, hem siyasi çevrelerde, konuşuluyor, tartışılıyor; “Büyük reset” diye… İşte işin içinde böyle somut şeyler var, “Artık dünya sistemi böyle gitmez, yeni bir düzene geçilmesi gerekiyor.” İşte bizim “küresel çete” dediğimiz kesimin dünyaya yeni bir sistemi dayattığı konuşuluyor ve tartışılıyor. Bir çeşit “dijital düzene geçiş” dayatılıyor ve ulus devletleri, büyük küresel şirketlerin “bayii” konumuna getirecek bir sistem… Artık, devletlerin kendi ülkeleri ve halkları adına “karar alma-karar verme” durumunu sonlandırıp, “bütün bir dünya adına karar verme” çabasıyla… Bu ürkütücü bir şey değil mi? Mesela adam Ozon tabakasını “kurtaracağım”, kireç tozu serpeceğim filan diyor, ineklerin çıkardığı gaz dünya için tehdit filan diyor.

Dr. Huriye Tezgelen: -Tabii ki çok endişe verici bir konu ama, şöyle düşünün, belki de teknolojide, bilimde, şehirleşmede, şu dönem asla ulaşamadığımız yere ulaşan, -neydi o Ad kavminin-

-Sodom ve Gomore…

Dr. Huriye Tezgelen: O şehir nasıl yok olmuş? Yani insanlar eninde sonunda bir yaratıcının olduğunu, yaratıcının bu kadarına da müsaade etmeyeceğini biliyor olmalılar. Evet onlar kendi akıllarınca, -tövbe haşa- Allah’a feyk atıp, aralardan sıyrılıp, ölümsüzlüğü filan bulmaya çalışıyorlar ama, o gariban devletlere feyk atmaya benzemez bu işler!

-Hocam ne diyelim, onların bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı var!

Dr. Huriye Tezgelen: -Sürdürülebilir deği bir kere… Sosyolojiye aykırı, psikolojiye uygun değil, hiçbir şeye uygun değil…

-Bir de şöyle bir durum var; günümüzde, “komplo teorileriyle” sulandırılan bir takım reel gerçekler var. Bunlar bütün insanlığı tehdit eden tehlikeler…

Dr. Huriye Tezgelen: İşte en somut örnek pandemi oldu. Yani işte, günlük 80 ölü, 90 ölü, atıyorum, Türkiye için rakamlar için veriyorum da… Kalp krizinden kaç kişi öldü? Enfarktüsten kaç kişi öldü? Kanserden kaç kişi öldü? Sigaradan kaç kişi öldü? Sağlık Bakanlığı’nın o kamu spotlarına  karşıyım. Direkt söylüyorum. Her covid bulaşan yoğun bakıma yatıyormuş gibi gösterildi.  Bakanlığa bu konuda eleştirimi de yaptım, tepkimi de gösterdim. Ama şu açıdan da düşünüyorum, acaba Türkiye kendi başına özel ve özerk kararlar alabilir miydi? Bu da çok zor. Turizminizden, ticaretinizden, yatırımcınızdan, her şeyinizle oynuyorlar. Çünkü, evet ayrı özgür bir devletiz ama, başka bir devletiniz yoksa, tek başınaysanız, sizin yaşama şansınız da yok.

-Yani, ne yapacağız o zaman? Bağımsızlık noktasında atılan adımları destekleyeceğiz?

Dr. Huriye Tezgelen: -Aynen öyle!

“Siz çok rezilsiniz, sürekli yalan söylüyorsunuz…”

Demin, mülteciler konusunda, orayı es geçtik. Mülteciler mevzusu, yangın, deprem, afet her konuda hazır şeyleri var, bu İBB seçimlerinde olduğu gibi bir profesyonel sistemle çalışıyorlar. Profesyonel sistem “iç destekli” değil, dış destek var. Ciddi bir algıya oynama var. Yani; “görsel-algı-yalan”…Sabah ilk yalanı söyleyen önde gidiyor. Reuters’un bir çalışması var, 2018 de Türkiye sosyal mecrada en fazla yalan söylenen ülke, en fazla algı yapılan ülke… Yani, bu “fondaşmedya”yıbiryandan destekliyorlar, bir taraftan da rezil ediyorlar. Yani bir taraftan fonluyor, yalan söyletiyor. Öbür taraftan da diyor ki; Yahu siz çok rezilsiniz sürekli yalan söylüyorsunuz.

Kolonyalist sistem böyledir. Gelir, son ferdine kadar kırar Vietnam’da olduğu gibi, sonra yıllarca filmleriyle seni ayakta uyutur! Yani bu şey de böyle, doğal afet vesairede Türkiye’nin her şeyde boğulmak istenmesinin sebebi de bu. Bu muhalefetin cücük aklıyla olacak şey değil.

-Önceden Türkiye’de yerli ve mille siyaseti besleyen fikir ve düşünce adamları vardı. İşte siyaset yapanları da aydınlatan, gençliğe sirayet edecek, bağımsızlığı esas alan fikir ve düşünce adamları vardı, şimdi onlar kalmadı.

“Hepimizden iyi biliyordunuz, neden uyarmadınız… Şimdi niye konuşuyorsunuz!”

Dr. Huriye Tezgelen: Şimdikilerin çok konformist bir kafası var; “Aman siyasete bulaşmayayım, ben bir taraf ile anılmayayım”… Bu konuda ben özellikle İslamcı çevreyi eleştiririm… “Siz çok fazlaydınız, ilahiyat mezunu, cemaatler, tarikatlar vesair, siz çoktunuz, siz hepimizden iyi biliyordunuz, siz neden FETÖ konusunda insanları hiç uyarmadınız? Şimdi niye konuşuyorsunuz!”

-Burda da bir ikiyüzlülük var.

Dr. Huriye Tezgelen: -Konformist adam, diyor ki bana, “15 Temmuz gecesi bütün hayallerim yıkıldı, çok mutsuz oldum”… “N’aptınız?” dedim…“Evde kapıları kilitledim, ışıkları söndürdüm, çay demledim.” Ben de o esnada ayaklarımın altından sular çıkarak köprüdeydim, ve ben üzüntümü ayni olarak beyan ettim. Bu adamların böyle bir “konforu”(!) var.

-Çok teşekkür ederim, yüreğinize sağlık…

Dr. Huriye Tezgelen: Ben teşekkür ederim…

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum