"Bizi "penguenler" gagalıyor... Ne yapmamız lazım hakim bey?"

"Bizi "penguenler" gagalıyor... Ne yapmamız lazım hakim bey?"

Kendilerinin sürekli penguenler tarafından gagalandığına inanan bir grup yine bir şekilde sosyal medyanın gündemine geldi...

Türkiye'de siyasi hayat ve gündem aslında çok renkli ve eğlenceli geçiyor...

Çoğu zaman gerçekle mizah yarış halinde ve kazanan çoğunlukla mizah oluyor...

Daha önce de Salih Tuna'nın "CHP Genel Merkezindeki beyin fırtınalarını" yazdığı mizah, "gerçeğin" önüne geçmiş, Tuna'nın mizah-kurgu yazısı aynen “gerçeğe” dönüşmüştü...

Tuna’nın dünkü yazısının başına aynı şey gelmese de bu defa da yazıya gösterilen tepkiler “trajikomik” boyutlara ulaştı...

Yazı, Davutoğlu’nun trollerini kontrolden çıkardı...

Tuna, dünkü yazısında, -aslında bir nevi “itiraf” sayılabilecek-can alıcı bir noktaya dikkat çekiyordu;

Davutoğlu’nun, "CHP ile koalisyon yapmamıza izin verilseydi, 15 Temmuz yaşanmayacaktı" sözü günlük itiş kakış içinde dikkatlerden kaçmıştı çünkü...

Tuna, “Bu ne demektir?” diye sorunca, sosyal medyada tetikçilik yapan bir grup “hocacı” troll, ipe sapa gelmez bir zırva yarışına girişti...

"Penguen diye bir kuş var, sürekli bizi gagalıyor..."

Bunlar kendilerinin “Penguen” adlı bir kuş tarafından gagalandığına inanan troller... Bu tür durumlarda bazen “şüpheci” yaklaşımların sonuç verdiği görülse de, hastalık ilerleyen süreçte direkt şizofreniye dönüşebiliyor... İddia o ki; Penguen diye bir kuş var, bu kuş onları gagalıyor, kovalıyor, iş yapmalarına engel oluyor... Ciddi bir rahatsızlık... Konu zaman zaman medyanın ve sosyal medyanın da gündemine geliyor...

Kendilerinin penguenler tarafından “gagalandıklarına inanan” bu grup içinde okumuş yazmış çocuklar da var...

Onlar da “Bu penguen nereden ne zaman saldıracak bilemiyoruz, bazen yolda yürürken uzaktan gördüğüm bir ağaç bile böyle penguen gibi üzerime üzerime geliyor, beni gagalamaya çalışıyor...” diye durumdan şikayet ediyorlar...

"Bizi gagalayanlar penguenler olmayabilir de..."

Her ne kadar, bazen penguenler tarafından gagalandıklarını söyleseler de, bazen de, -Salih Tuna’nın dünkü yazısında belirttiği gibi-, aslında bunları “gagalayanın” penguen olmayabileceği de dillendiriliyor....

salih-tuna-ahmet-davutoglu-ust-manset.jpg

Çünkü söz konusu yazıda;

(Sayın Davutoğlu bir süre önce Murat Yetkin'e verdiği bir röportajda 12 Eylül 2015'te olağan kongre öncesinde tek liste olarak çıkacak adayların Erdoğan'ın talimatıyla hazırlandığını gördüğü halde bunu kabullenmenin hata olduğunu, 29 Nisan 2016'da MKYK'da düzenlenen parti içi darbeyle sözün bittiği yere geldiğini söyledi.
Ee, hani başbakanlıktan el çekmesinin nedeni Pelikan adlı bir blog yazısıydı, ne oldu?)
diye soruluyor...

Yani, Davutoğlu’da kendisini “frenleyenin-durduranın” Erdoğan olduğunu, Ak Parti’yi “hüpletme” tezgahını bozduğunu net bir şekilde ifade etmiş olduğu bu "hocacı"lara bir kere daha hatırlatılıyor...

E tabii ki bu durumda;

Ee, hani başbakanlıktan el çekmesinin nedeni Pelikan adlı bir blog yazısıydı, ne oldu?” sorusunun cevabını araması gereken troller, tam tersi, davranış bozuklukları sergilemeye başladılar

Ezberleri bozulunca; "Beni de penguen gagaladı, mağdurum..."

Troller bu sorunun cevabını arayacağı yerde, ezberleri bozulduğu için, sosyal medyada, kısa devre yapmış robot cızırtısına benzer tuhaf sesler çıkarmaya başladılar...

“Beni penguen gagaladı mağdurum...”

beni-penguen-gagaladi-magdurum.jpg

Trollerin içinde en “uyanık”(!) olanı, hakaret ve iftiradan ifade vermeye giderken, dikkat çekmek için, “gözaltına alınıyorum” diye tweet atıp, dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı...

Sonra bu “mağduriyet”(!) karşısında, “geçmiş olsun”(!) kuyruğu oluşmuş, bu uyanık esnaf da, amacına ulaşmış olarak bir video yayınlayayıp, “Bak gördünüz mü işte, bakın beni yine penguen gagaladı” diyerek, güzelce diktiği tüyü öpmüştü...

“Bana adımı vererek müptezel de Salih Tuna”

Bu arada, Salih Tuna tarafından muhatap alınmış olmaktan tuhaf bir zevk duyduğu anlaşılan bu uyanık esnaf, Tuna’dan bir de “ricada” bulundu...

liyakatli-muptezel-taha.jpg

Salih Tuna’nın dünkü yazısında, (“Arkadaşlarını bilmem ama ben Sayın Davutoğlu'na şunu sormak isterdim: "Yaptığı hakaretlerden ötürü mahkemeye verildiğinde, her haysiyetli insan gibi iddiasını kanıtlayacağına mağduriyet üretmeye çalışan o liyakatli müptezelleri çok aradınız mı?..") diye bir cümle geçiyordu...

Meğerse bu cümlede geçen “müptezel” kendisiymiş...

Bunu nerden öğreniyoruz; adeta “bana adımla müptezel de Salih Tuna” diye yalvaran “iletişimci”nin paylaşımından...

Uyanık esnaf iletişimci, Tuna’nın yazısını alıntılayarak; “çok değil birazcık delikanlı olsan. bak ben açık açık dedim ki “Salih Tuna pelikanın ruhani lideridir” savcıya gittim dedin mi dedi “evet” dedim. sen de pek sanmıyorum ama biraz delikanlılık varsa (memleketten sebep o da) kime “müptezel” dediğini yazarsın. hadi Salih” diye yazdı!

taha-un-bana-muptezel-de-salih-tuna-diye-yalvarmis.jpg

Salih Tuna, "Bana adımla müptezel de n'olur Salih Tuna" diye ricada bulunan bu kişinin ricasını kırar mı bilmiyoruz ama, buradaki çarpıklık, bize, "muhatap alınmış olmanın zevkini"(!) çıkaran bir düşüklüğü hatırlattı, yoksa normal bir insan, niye kendisine "İsmini vererek hakaret edilmesini" istesin değil mi? Ha diyebilirsiniz ki, ismini yazarak hakaret edecek, o da şikayetçi olup, taziminat parası alıp yiyecek ve "muhataplık zevkini"(!) de nirvanaya taşımış olacak? Olabilir mi? Olabilir...

"Bana ismimle hakaret et" diye yalvarmak ne zaman delikanlılık oldu lan?!"

Dahası da var!

Bu trollerin, üfürükten saçmalıklarını haber yapan Medyanotu isimli haber sitesi, “Bana müptezel de Salih Tuna” diye yalvaran paylaşımı;

“Racon öyle kesilmez böyle kesilir...Taha Ün’den Salih Tuna’ya unutulmaz ‘delikanlılık’ dersi” başlığı ile haber yaptı...

İnanmadınız değil mi?

İşte buyurun!

 medya-notu-taha-un-delikanlilik-dersi.jpg

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.