"Siyasette saklı kalması gereken bazı şeyler vardır"

"Siyasette saklı kalması gereken bazı şeyler vardır"

Siyasette geliştirilen "yeni ilişki biçimleri" akıl almaz entrikalarla dolu...

Sabah yazarı Salih Tuna'nın bugünkü yazısının konusu, siyasette ortaya çıkan "yeni ilişki biçimleri"ydi...

Tuna, "Gizli ve acıklı anlaşma" başlıklı yazısında, bir "sosyalistin" ülkücü parti genel başkanı ile yaptığı "gizli" anlaşmayı yorumladı...

"Siyasette Şeffalık"(!) ilkesinin önemine vurgu yapan Salih Tuna, siyasette, "kapı ve baca" arasındaki ilişkiye de dikkat çekti...

Gizli kapaklı ilişkilerde; "Kapıdan mı girilir, yoksa "bacadan" mı çıkılır?" tartışmaları önümüzdeki günlerde gündemdeki yerini koruyacağa benziyor!

İşte Tuna'nın o yazısından bir bölüm:

"Şayet Demirtaş'ın Kılıçdaroğlu vekaletiyle yaptığı teklifi Bahçeli kabul etseydi, siyaset arenamız belki de Akşener'in partisinden "mahrum" kalacaktı.

Unutmuş olamazsınız:

7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından hükümet kurmak için "istikşafi" görüşmeler sonuç vermeyince, CHP ve HDP kendilerinden daha az milletvekili çıkartan MHP'nin Genel Başkanı'na "siyasi rüşvet" mesabesinde "Başbakanlık" teklif etmişti.

Dedim ya, Bahçeli kabul etmedi. Dahası, bu teklifi (HDP'nin herhangi bir şekilde içinde yer aldığı hükümette başbakan olmayı) "hakaret" tesmiye etti.

Gelgelelim...

Akşener İP'i kurunca CHP'yle aşikar, HDP ile de "gizli" ittifak kurmakta sakınca görmedi.

Gizli dediğim, "herkese malum sır" gibi bir şeydi.

Fakat yine de şimdiye değin vaziyeti iyi idare ettiler. Üstelik, işi açık edecek "uyarılara" maruz kaldıkları halde.

Mesela, HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan Meclis kürsüsünden, "İYİ Parti, size söylüyorum" demişti, "Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla oturuyorsunuz..."

Uzatmayalım; az hasarla bu "badireyi" atlattılar. Zaten HDP de sadece mahut mesajı vermekle yetindi.

Fakat...

Akşener geçenlerde "Memleket Masası" belasına şak diye "HDP'yi PKK terör örgütünün yanına konumlandırıyoruz" deyince olanlar oldu.

Bunları biliyorsunuz ama lafı getireceğim yer / bağlam için önemli.

Eski HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder sen misin bizi konumlandıran dercesine malum "sırrı" ifşa etti: "Şurada kiminle çalışalım, nasıl çalışalım, şunu nasıl yapalım? diye fikrimizi merak eden bir siyasal parti, bugün bize koordinat biçemez..."

Önder'e iddianı ispatla demekle yetinmediler, "gizli akepeli"den "derin devletin adamı"na kadar demediklerini bırakmadılar.

Ahmet Türk de "Siyasette saklı kalması gereken bazı şeyler vardır" diyerek Önder'i uyarmaya çalışırken, farkında olmadan, Akşener'in partisi ile HDP arasında saklanması gereken bir ilişki olduğunu dermeyan etmiş oldu.

Neyse ki, epey hasarla da olsa Akşener'in partisi bu badireyi de atlattı diyebiliriz.

Fakat geçen gün Kadıköy belediye başkan adayları Emre Kınay öyle bir şey ifşa etti ki tüm memleket masa olsa altına sığmaz, üstüne koysan masa taşımaz!

Zira aday olmadan önce Akşener'le şöyle bir "anlaşma" yaptığını anlattı: "Benim kapıma herhangi bir milliyetçilik kimliği ile gelen hiç kimseyi siz bile gönderseniz içeri almam. Çok açık söylüyorum, kabul ediyorsanız adayınız olayım dedim... O da kabul etti..."

Demek ki...

Hemşerim Koray Aydın veya birlikte birçok televizyon programına katıldığım sevimli dostum Ümit Özdağ'ı Akşener bile gönderse kapısından içeri almayacak birini Kadıköy'den aday gösterdiler.

Gerçekten çok acıklı bir durum!

Peki, Akşener kapısından girebilecek miydi?"

Yazının tamamını okumak için

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.