Av. Adem Yıldırım yazdı; İlk Meclis...

Av. Adem Yıldırım yazdı; İlk Meclis...

Sinop Milletvekili Rıza Nur bey mecliste söz alarak: ”Efendiler, Mühim bir an-ı tarihi yaşıyoruz. Bu devlet millet bu zamana kadar böyle büyük bir musibete düçar olmamıştır.” Diyecek ve 17 arkadaşı ile beraber bir önerge vererek meclisin...

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 100.Yıldönümü.Bundan tam 100 yıl önce kurulmuştu Büyük Millet Meclisimiz. Bakmayın siz ilk meclis dediğimize. Büyük Millet Meclisi, Meclisi Mebusanüyelerinin oluşturduğu, Osmanlının son, temeli atılan Türkiye cumhuriyetinin ise ilk meclisiydi.

İstanbul’un 1920 martında İngilizlerin işgali ile birlikte milletin meclisi MeclisiMebusan çalışamaz hale gelmişti. Meclisi Mebusanın etrafının İngilizler tarafından sarıldığı saatlerde mecliste çok önemli bir karar alınıyordu. Sinop Milletvekili Rıza Nur bey mecliste söz alarak: ”Efendiler, Mühim bir an-ı tarihi yaşıyoruz. Bu devlet millet bu zamana kadar böyle büyük bir musibete düçar olmamıştır.” Diyecek ve 17 arkadaşı ile beraber bir önerge vererek meclisin güvenli bir yerde özgür bir ortamda tekrar toplanmasına kadar meclis görüşmelerinin ertelenmesini teklif edecektir.

Rıza Nur Beyin bu önergesi mecliste oy birliği ile kabul edilmiştir.Böylece Osmanlı Mebusan Meclisi toplantılarını erteledi.Yani meclis kapanmadı ya da kapatılmadı.

Öbür taraftan 4 Eylül 1919 ile Sivas’ta temelleri atılan cumhuriyetin kuruluş ve kurtuluş meşalesi  yurdun her tarafını sarmıştı. Bu kurtuluş mücadelesinin başlangıcı olarak öncelikle bir meclise ihtiyaç vardı. Bu sebeple bir taraftan ülke çapında yeni  kurulacak meclis için seçimler yapılırken öbür taraftan meclis görüşmeleri ertelenen son Osmanlı meclisi Meclis-i Mebusan üyelerinin bu yeni mecliste toplanması asıl hedefti. Zira Son Osmanlı Meclis üyelerinin yeni kurulacak mecliste olmaması demek  Büyük Millet Meclisinin açılmaması demekti. Bu anlama geldiğini tüm dünya biliyordu.

O yüzden kapanmamış ve kapatılmamış Osmanlının son meclisinin cumhuriyetin ilk meclisinde toplantı yapması Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlının bir devamı ve  bakiyesi  olduğunun,diğer taraftan Selçukludan beri devam Osmanlı ile zirve yapan Anadolu topraklarının şimdiki bekçisinin ve temsilcisinin  Türkiye cumhuriyeti olduğunun göstergesiydi.

Öyle bilinmeyecek kayda geçmemiş, yazılmamış veya tutanaklara yansımamış tarihi olaylardan bahsetmiyorum. Fazla değil 100 yıl öncesinin yakın tarihinden bahsediyorum. Herkesin gözü önünde cereyan eden tarihten. Bu tarihin gerçek kayıtlarına ve vesikalarına ulaştığımızda bu tarih bize Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir Cuma günü Cuma namazı kılındıktan sonra tekbirlerle,salavatı şeriflerle Hacı Bayram Veli Camiinden ya Allah Bismillah diyerek sarıklı, cüppeli, çarşaflı, fesli, şapkalı, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Alevi, Sünni tüm milletimizin efradıyla birlikte tek vücut olarak Hacı Bayram Velinin manevi huzurunda kuruldu.

Bu kuruluş merasiminin nasıl olacağını Mustafa Kemal Paşa  21.04.1920 tarihinde bütün askeri birliklere ve illere gönderdiği  telgrafta şu şekilde ifade etmişti.

“Allah’ın yardımıyla nisanın yirmi üçüncü Cuma günü,Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır. Bütün milletvekilleriyle birlikte, Hacı Bayram Camisinde Cuma namazı kılınacak,namazdan sonra,sakalı şerif ve sancağı şerifle yola çıkılacak,meclise girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir.Ankara valisinin düzenlemesiyle hatim indirilmeye ve okunmaya başlanacak ve hatmin son bölümleri,Cuma günü namazdan sonra meclisin önünde okunup bitirilecektir. Yurdumuzun her köşesinde, yukarıda belirtildiği gibi şimdiden hatim indirilmeye ve Buhari okunmaya başlanacak,Cuma günü ezandan önce minarelere sala verilecek,her yerde Cuma namazından önce uygun görülecek şekilde mevlit okunacaktır. Bu bildiri köylere kadar her yere yayılacak ve ilan olarak asılacaktır.”

Mustafa Kemal Paşanın telgrafta bildirdiği bu tören aynen uygulanmış, böylece Mustafa Kemal TBMM’nin dualarla açılışı sırasında manevi kaynakları ve inançları da seferber ederek Hacı bayram Velinin manevi nüfuzundan faydalanmak suretiyle meclisin açılmasını sağlamıştır. Bu büyük velinin manevi ruhu yıkılan Osmanlı devletinin yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletini de kucaklamıştır.

Bakmayın siz daha sonra CHP zihniyetinin ilk meclisin ruhuna ve milli iradeye karşı çıkarak meclisi kuranları meclise sokmadığına. Ama işte o ruh tekrar tezahür etti ve aslına rücu ederek meclisten koro halinde çıkarılan başörtülü vekilleri bağrına bastı. Okullarından uzaklaştırılan kız çocuklarımızı okullarıyla ve cumhuriyetle barıştırdı.

Bu yıl tüm dünyayı kasıp kavuran COVİD-19 Corona salgını sebebiyle 23 Nisan kutlamaları sınırlı olarak icra edildi.

Bu sebeple şöyle bir teklifte bulunmak istiyorum. Madem meclisimizin açılışının 100.Yıl dönümünü salgın sebebiyle icra edemedik. O halde Sivas kongresinin 101.Yıldönümünde aynen 100 yıl önce olduğu gibi aynı ruhla Hacı Bayram Veli Camiinden dualarla ve kurbanlar kesilerek yüzyıl öncesini andıran bir görüntüyle kutlayabiliriz.Sivas kongre günüyle birleştirip Büyük Millet Meclisimizin ruhuna ve tarihine yaraşır bir şekilde Osmanlı İle Cumhuriyeti barıştıracak bir kutlamayı yapabiliriz diye düşünüyorum.

Bu anlamda şimdiye kadar Osmanlı tarihi ile cumhuriyet tarihini sanki birbirleriyle hiç irtibatı yokmuş gibi kabul etmenin Osmanlı ile cumhuriyeti birbirleriyle kavga ettirmenin kimseye şimdiye kadar bir faydası olmadı, bundan sonrada olacağa benzemiyor.Osmanlı da bizim Cumhuriyette bizim hiçbir tarihimize düşmanlık yapmadan tarihimizle yüzleşerek yeniden büyük bir Türkiye’yi ve yeni bir dünyayı nasıl dizayn edebiliriz, artık bunun mücadelesini verme vaktimiz gelmiştir.Vesselam

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.